Yine bayram,yine yollar,yolcular,yolculuklar ve biriktirdiğim anılar.
Yarı yıllık iznimi bayram tatili ile birleştirince hikaye Eskişehir-Çorum-Eskişehir-İzmir-Edremit-İstanbul arasında anlatılmaya değer buldu.Otobüs,uçak,yurt içi-yurt dışı fark etmez yolculuklarımın ne kadar talihsiz olaylarla geçtiğini bilenler bilir.
Bir de bu kadar az zamana bu kadar şehir sığdırmaya çalışınca yolculuğun sıradan geçmesi mümkün değildi benim için.Eskişehir'e yine bir gece vakti inmiştim.Bu şehirle hiç el sıkışamıyoruz zaten.Gece gündüz tokat gibi çarpan,genzi yakan havası irkilmeme neden oldu yine.Bindiğim takside Kütahyadaki yerel halkın, öğrencilere yaptığı zulmü gecenin ikisinde sabırla dinledim aynı zamanda öğrencilik işi ile meşgul şoförden.Babamı çok özlemiştim ve bu özlem,özlemimi ifade edemeyişim beni çok yormuştu.
Birlikte yalnız bir Bayram günü geçirirken,Babamın çalan telefonlarda ' bir tek yanıma Goncam geldi' ifadesindeki memnuniyeti, ileride ablalara karşı kullanmak için keyifle dinledim gün boyu..
Ertesi sabah annemin uyuduğu topraklara ziyaret için yola çıktık erkenden.
Babamla seyahat etmek çok keyiflidir.Geçtiğimiz yolların ulaştığı yerleşkelerden,çevredeki köylerin hikayelerinden,konu olmuş filmlerden,derelerden-akarsulardan barajlarından bahseder.O kadar çok tanışıklığı var ki bu yerlerde-hiç olmadı kadastrodayken ölçüm yaptığı tepeleri anlatır bir bir.
Göz alabildiğince geniş sarı ovalardaki azınlık-tek tük kalmış ağaçların gün ışığının etkisiyle değişen renklerini izlerken Babamın anlattıkları beni çok etkiledi.Cumhuriyet dönemi tablolarından fırlayan bu bozkırlar üzerinde yaşanan hikayelerin bizimle birleştiği-kesiştiği noktalar hüzünlü tabi.
Uzaktan bakıldığında sarı düzlüklerde görünen minik tepecikler yaklaştıkça koyun sürülerine dönüşürken,canlılık,güneş ışığı ve gidilen yere olan hislerim birbiri ile iyice karışıyordu.
Bozuk satıhlarla süslü bu yamalı yolların beni bu denli etkilemesinin yaşadıklarımla alakası büyük.
Yirmi sekiz yaşında bir anda hayatımıza giren-aslında var olup bizim ötekileştirdiğimiz-akrabalarımızla geçirdik bir günden fazla bir zamanı.
Köy kültüründen uzun uzadıya bahsetmek istemem ama bu ziyaretlerinde bize değer kattığı ortada.Bu yerde bulunan herkesin,her eşyanın,her yapının, her taşın bir anısı anlatılmakta gün boyu.Vakti zamanda eşkiyalık döneminden başlar bu hikayeler,kırık testideki kırmızı liralar ile devam eder.Mevsimlerin burada yaşayan insanların kader belirleyicisi olduğundan doğa,daha saygılı daha hissiyatlı yaşanıyor.Rüzgar uğultusu,yıldızların ışıltısı,börtü böceklerin sesini yaşadım içimde.
Dönüşte biraz kafam karışık,sersemlemiş bir şekilde Eskişehir'e geldim Tek Başıma!.Çünkü Babam pek sevgili dostu ile bensiz plan yapmış ve davet bile edilmemiştim!
Kadim dostum-Elifle-güzel bir kahvaltı sohbetten sonra heyecanlı İzmir seyahatim başladı.Yolda Banazdan geçtiğimde,çocukluğumu izledim ve şuanla bağlantısının ne kadar kopuk olduğunu fark ettim.
İzmir-Edremit benim için zaman zaman sıkıntılı,düşünceli,endişeli,heyecan verici,mutluluk dolu,tebessüm dolu bir seyahatti.Kızlarla aylar sonra itiraf yüklü paylaşımlarda bulunduk, üstelik birbirimizin yarasına dokunacak kadar cesurca...
Bütün bunlar yaşanırken, otobüste yaşadıklarımı ayrı tutuyorum.Tabi, faraş ağızlı insanların durmak bilmez kusmaları,veletlerin gece gündüz,dur sus dinlemeden ağlamaları,ayarsız klimalar,rezil dinlenme tesisleri,hizmet kalitesi sıfır altında seyreden otobüsler,gergin,saldırgan,konuşkan,otistik,manyak yolcular ve valizimi beğenen:) hizmet sektöründe çalışması en son tavsiye edilen,daha takılmadan anons yapabilecek kapasiteye ulaşamamış muavinleri unutmadan.
Bir gün terk edeceğim bu ülkeyi ve tüm yol anılarımı sileceğim hafızamdan.