8 Ekim 2011 Cumartesi

SABAH CİNNETİ

 Bir gün gazetelerin ikinci sayfalarında boy göstereceğim ''sabah cinneti'' başlığıyla..
Hayat boyu yataktan ful enerji ile kalkmadım buna alışkınım ama bazı sabahlar var ki inanın aklımdan geçen psikopatlıkları yazsam,kendimi ruh ve sinir hastalıkları tedavi merkezi koridorunda elim kolum bağlı bulurum.

 Bütün bir haftayı iş stresi ile eve gelip,apar topar yemek yedikten sonra tv karşısı koltukta sızarak geçirdim.Bazen telefonla bile konuşamayacak kadar uyku hapsindeydim.Tüm bunları şu an Eskişehir de yazıyorum ve dışarıda bangır bangır bir ses overlokçudan beynime ok saplıyor.Hiç anlamam sokakta kim bu sesi duyunca benim halımın da overlok ihtiyacı var koşayım da yakalıyım diyor?Hadi bunu anladım uyku ile bağı ne diyeceksiniz.?Bunlar bir de sabahın kör saatinde başlar Eskişehir de..Overlokçu,deterjan,halı kilim yıkama ile ilgili iş kaynakları uykunuzun en tatlı yerinde sizi dış dünya ile tanıştırır.Hadi ben bunları da anlardım amaaaa 1 yıl boyunca dadanan süpürgeciyi hiç anlamadım.Sabah 7-9 arasında tenor sesli bir adam-(pavorottiye taş çıkarır yeminlen:) 'SÜPÜRGECİYEE SÜPÜRGECİYEEE' diyerek, ses dalgasını son volum gönderiyordu.Kendisine bir kaç soru sormak istedim,pijamayla aşağı inip,saçlarım en tepede,çorap üstü terlik şeklinde hayal edin..:)
1-elektrikli süpürge icadından sonra insanlar hasır süpürgeyi neden tercih etsin?
2-apartmanlarda kat bahçesi-teras olmadığına göre bu süpürge nerede kullanılır?
3-ve en önemlisi-süpürge günlük tüketilen bir eşya mıdır her gün bağırıp duruyorsun be adam?
Simitçisi,süpürgecisi,overlokçusu,sucu,osu busu bunların hepsini alacaksın bademciklerine ipi dolayıp öyle sallandıracaksın..Şimdi bağır diyeceksin..Ya da eniştemin en sevdiğim sözü, bunları toplayıp döveceksin,yorulunca dinlenip sonra tekrar ağız burun dalacaksın..

Üzerime gelmeyin,ben her sabah saat çaldığında koştur koştur bilgisayarımı açıp şirket mailine şunu yazmak istedim;
Çok değerli bilmem kim ve çalışma arkadaşlarım..
Kendi istek ve irademle birkaç yıllık-aylık bilmem ne görevimden ayrılıyorum.Bütün çalışma arkadaşı pek değerli bilmem kimlere teşekkür ederim...
yazdıktan sonra gönder-al tuşuna basıp gittiğinden emin olup bilgisayarı ŞAK diye kapatıp koşa koşa yatmak istiyorum.O kadar yani.
Küçük bir hatıra..
Çok sevgili annem o kadar çok  bizi düşünerek bir hayat yaşadı ki,en basit örneği kilo almamamızdan dolayı hep bize yemek yedirmek isterdi,ben bilirim geçen senelerde peşimde kaşıkla son yudum al da öyle kalk,benim hatrıma nolur- diye koşturduğunu..İşte bu çok kıymetli insan,sabah sessizce odamın kapısını açar,karıncanın ses tonuyla kapıdan çıkararak kafasını -gonca uyuyor musun derdi,bende hep- hayır şu an olimpiyatlara hazırlanıyorum-  veya -evden çıktım bile sen hayal görüyorsun -gibi salak esprilerle cevap verirdim ve sırtımı dönüp uyumaya devam ederdim.Sonra annemden en can alan cevap gelirdi.
Aç aç uyunmaz,kahvaltı hazırladım bir şeyler ye, yine yatarsın derdi..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder